Bir bayram sabahi agladim gülerken herkes.Neyi, niçin kutluyoruz bilmiyorum? Cennete meccani bilet mi çikti yoksa? Hem eglenilecek bir sey varsa, ben niçin göremiyorum? Nice gülenlere baktim; agliyorlardi içten içe aslinda. Fakat, neden güldüklerini bilmiyorlardi onlarda. Nasil haldir bu böyle ? Kimse neyi niçin yapiyor veya yapmiyor, suurunda degil . iç baska, dis baska; bense bambaska!
En kalabalik, en gürültülü yerlerde bile sessizim. Herkes herkesle birlikte; lakin bir ben varim ki her seye tersim. Bir ben varim ki hep yalniz, hep yabanci ve kimsesizim...
Üç nokta degil, üç yüz nokta bile ifade etmez halimi, hal-i pür mealimi. O'nsuz olmak çok aci, hem de çok! Ama O benim içimdeyse, ben niye gülüyorum (!) peki öyleyse?
Dogru, dostsuz bir dünya; saman kadar tatsiz, günah kadar skci ve cehennem gibi ürperticidir.Madem öyledir; dostlar niçin satilir,menfaat pazarlarinda? Niçin vefasizlardan dert yanar herkes? Mevlana gibi vedududiyet sultani bir veli bile " Vefasiz kimsenin gönlü gamla, matemle dolsun; vefasi olmayan su alemde olmasin yok olsun! " der, nedendir?
Cevabini sadiklara birakiyorum...
Bir gönlü mü kirdin; aglamalisin. Hele özür dilemesini bilmiyorsan; senden dost olmaz,senden yaran olmaz.Daha çok, daha çok sevmenin ve sevilmenin yollarini ara. Vazgeçilmez aziktir gözyaslari, bu alevli yolda, bir de hakki teslim; onu da ahlakinin bir yani haline getirebilirsen simsicak olursun, biliyorsun. Ama her varligi yanlizca Allah'tan ötürü sevmek ve övmek gerektigini de unutmamalisin!
Yüze söyle, aci söyle; biktirmadan. Lakin hiç söyleme arkadan. Tamir degil, tahrip etmektir bu seninkisi. Daha ziyade iyiliklerinle göster, lafinla degil iyi niyetini.Zaten hep tebessümlere asik olmak sarhos etti beni. Haklisin, ben de vefasizim ama; ama hainligin de düsmaniyim.Agla, agla biraz, gülmenden biktim, usandim.Sen gülersin, benimse cigerlerim yaniyor.
"Hasta misiniz? " dedi birisi. "Hiç iyi oldugumu söyledim mi! ". "Dolu dolusunuz bugün ..." "Evet, yagmur yagacak, o yüzden olsa gerek! Hasta degil, üzgünüm; bir dost kaybettim bugün" dedim; "Bayram gelmis neyime / Kan damlar yüegime" türküsüyle aglarken gözlerim.
Evet, hata etmek nasil bir yanlisliksa, yanlisliktan af dilememek de ondan daha büyük bir günahtir. Bu sebeple aciyorum kendime ve sana. Kaldi ki dememis miydim, "Daha üzerime gelme! " diye. Bak kirdin kalbimi iste! Halden anlamaz misin? Üzüntümü bile bilmiyorsun; sen nasil dostsun!?
Ne olursa olsun ve nasil olursa olsun; ya incittigin bir gönlü, Allah seviyorsa, Resulullah (s.a.v) seviyorsa ve hatta arz ü sema dahi seviyorsa?! Tabii nereden bileceksin ki, bilmiyorsun. Bilseydin, ödün kopardi dokunmaktan, lakin...
Barismak ve gönül almak için bayramlari bekleme; hem bekleyip de hata hata üstüne günahlara girme. Zira ne malum; belki üç aylara giremeden, kandillere eremeden, Ramazani tutamadan ve Arafat'a çikamadan ölebilirsin. Çetin görülür yoksa hesap mahserde, mahser mahkemesinde. Hem herkese nasip olmaz ki, Hac'da ve üstelik Arafat' ta yapilan duada yumusamak ve içinden gele gele " Helal ettim hakkimi Allah' im! " demek.
Kaldi ki, hem niçin bu kadar resmiyet? Perdeler... perdeler... Kendini kabul ettirmek için mi? Hillet hani! Hem hassasiyet ve nezaketi kim katletti? Birak sen onu da; ihlasla mayalanmis sevgi ciddiyeti nerede!? Esas bir de onu denesene! Bak o zaman yerdekiler de kabul edecektir seni, göktekiler de. Yoksa bu asiri serbestiyle, nice kibar ruhlari bütün bütün inkisar zindanina hapsediyor ve tas çektiriyorsun onlarin nazenin gönüllerine.
Allah ü Teala, sevdigi kuluna kendi sevgisini lutfeder ve sevgisine göre ikram eder; o seviyede onu mükerrem kilar. Ve Allah mü'minlerin dostudur; dostuna düsmanligi adet edeni ise, imhal eder ama ihmal etmez. Önce kalbini kurutur onun ve sonra....Neticede böyle bala pervazane kirip geçirmekten sakinmamayi tabiatinin bir yani haline getiren bir kimsenin hitam-i ömründeki o acikli kirilis ve eyvahli yikilis pek hazin olur!..
Keske; bir söz söylesem ki, tüm darginliklar tuz buz olsa!.. Söyle aglasam ki, bütün kinler nefretler yunup paklansa!.. Ah bir tutsam ki, hiç bir seytan ayiramasa! Ama ne gelir elden, bir realitedir katlanmak bu aci hakikate.
isin dogrusu; halden anlamayanlarla beraberlik yok mu, azab-ender azap sanki! Ne bakislardan bir mana anlar, ne de sözlerden. Her seyleri anlik yanip sönen heveslerinin keyfine takilmis.Hani nerede hatalarini idrakteki hal-i nedamet ve kal-i avdet.? Nerede Kur' ani uhuvvet ve nerede o Nebevi muhabbet!? Peki en muteber incelikleri bile olabildigince kalabaliklarla karsilayan su kirici ef' al ü akvale ne demeli? Anlamiyorum Allah'im böyle insanlarin tavrini, anlamiyorum! Gayri bütün bütün muztar kaldim; bildir kalbimi, duyur inkisar-i hayalimi, ey Kalplerin Rabbi!
Ne güzel der : " Volkanlar kaynar, seller akar;mecra bihaber! / Ferhad dövünür, Mecnun ölür; Leyla bihaber! " Ben de incinmisim yahut kirilmisim; ne ifade eder?.. Hem kaldi ki " Sitemim hep kendimedir benim, baskasindan yoktur sikayetim .. Bütün cürümleri ben isledim ; varsa iste budur maharetim ! " derim ve Ataullah İskenderani'nin " Allah seni mahlukattan uzaklastirdigi zaman bil ki sana kendi dostlugunun kapisini açmak istiyordur" kavlince en son sözü su duamla bitiririm :
Ey kalbi kirik gönlü incinmislerin sevgilisi, yarali ruhlarin yar-i enisi Güzeller Güzeli! Al beni benden, al her seyden. Güzellestir suretimi. Sev beni; sevdir bana kendini. Sevdir sevdiklerini. Sevdir sevdiklerine beni ve yerdir bana yerdiklerini... Yetisir su vefasiz dostlardan çektiklerim! Ne olur beni de, bir beni de ebedi dostluguna kabul eyle...
MUSA HUB